+ Konuyu Cevapla
Toplam 2 sonuçtan 1 ile 2 arasındakiler gösteriliyor.
  1. #1
    Mehmet ERGÜL - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Mehmet ERGÜL isimli Üye şimdilik offline konumundadır Administrator
    Üyelik Tarihi
    08 Mart 2011
    Mesajlar
    1.187
    Teşekkür
    135
    111 Mesajına 131 Teşekkür Edildi

    Standart Abant Gölü'nün Gözdesi Abant Alası Tehlike Altında

    Doç.Dr. Hakan Türker
    Abant İzzet Baysal Üniversitesi Biyoloji - Hidrobiyoloji

    E-mail: Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...



    Familyası: Salmonidae
    Latince adı: Salmo trutta abanticus Tortonese, 1954
    Yerel adı: Abant alası
    Bulunduğu yer: Türkiye'de Abant gölüne özgü (endemik) bir alabalık alt türü.






    Morfolojik Özellikleri:
    D: IV, 9-11
    A: III, 7-8
    L.Lateral : 110-112
    Omur sayısı: 59
    Plorik çekum sayısı: 38-40
    Cinsel Olgunluk Yaşı: 4-7 Yaş
    Max. Uzunluk = 60 cm.
    Ortalama Uzunluk = 20 cm.
    Max. Ağırlık = 1 kg.
    Ortalama Ağırlık = 200 gr.
    Üreme Zamanları: Kasım, Aralık



    Vücut şekli daha kaba yapılı, burun kısa-küttür. Rengi açık sarı olup, üzerinde rastgele dağılmış siyah benekler vardır. Sırt profili, burun ucundan Dorsal yüzgeç başlangıcına kadar kümbemsi bir görünüştedir. Çeneler genellikle birbirlerine eşit ise de bazan alt çene haifçe öne doğru çıkıntılı olabilmektedir. Vücudun zemin rengi açık sarı olup, üzerinde gelişi güzel dağılmış siyah benekler vardır. Bu ırk fazla büyük olmayıp genellikle 30-60 cm civarında buunkatadır. Dağ alabalığı (S. trutta macrostigma) ve dere alasına (S. trutta caspius) benzerse de vücudun yan taraflarında kırmızı beneklerin bulunmaması ile onlardan kolaylıkla ayırt edilir. Bu iki türde vücutta çok sayılı, yuvarlak, etrafları açık renk bantlı koyu lekeler ve yan çizgi boyunca kırmızı renkli lekeler bulunur.


    Kaynak: R. Geldiay ve S. Balık, 1988. Türkiye Tatlı Su Balıkları, Ege Üniversitesi, İzmir.


    Türkiye de yaşayan alabalıklar:

    Dere alası; Salmo trutta caspius (fario) -alttür
    Dağ alası; Salmo trutta macrostigma -alttür
    Deniz alası: Salmo trutta labrax -alttür
    Abant alası; Salmo trutta abanticus -alttür
    Gökkuşağı alası; Oncorhynchus mykiss -tür



    DAĞ ALASI ( Salmo trutta macrostigma )



    DERE ALASI ( Salmo trutta caspius )



    ABANT ALASI ( Salmo trutta abanticus )



    DENİZ ALASI ( Salmo trutta labrax )


    Kaynak: Anonim.


    Alabalıklar yaban hayatın göstergesi olarak akarsuların sağlıklı olduğunu gösteren yegane canlılarıdır. Çünkü akarsularda sürdürülebilir hayatların bozulmasını gösteren hastalık listesinde ilk sırada yer alırlar. Su kaynaları temiz, soğuk ve bol oksijenli kaldığı sürece onlar hayatlarını sürdürebilirler. Bugün insanoğlu yaşadığı çevrede akarsulardaki gerçek hayatı o kadar etkilemiştirki, artık alabalıklar kendilerine uygun ortam bulamamaktadır. Malesef artık alabalığın bir akarsuda sürdürülebilirliğini sağlamak bile yetmiyor, bunun yerine bütün su havzalarının bu amaca dahil edilip korunması şarttır.

    Yer kürenin birçok bölgesinde olduğu gibi ülkemizde de yaşam alanları tehdit altındadır. Dağlarda madencilik, ormanlarda tomrukçuluk, tarımda ve hayvancılıkta gübreleme ve pestisit kullanımı, sanayi ve şehir gelişiminde kirlilik bunun yanında su akış ve ısısını etkileyen baraj yapımı, alabalık popülasyonunu etkileyen en önemli faktörlerdendir.

    Alabalıklar çok hareketli, yüzgeçleri dikensiz, pulları çok küçük, yüksek kesimlerde, 10-15°C içsularda yaşayan en lezzetli, etçil balıklardır. Yumurtadan yeni çıkmış yavru balıklar, çoğunlukla sudaki sinek larvalarıyla beslenir, büyüdükçe küçük balıklar, tatlısu karidesi, sinekler ve uçan böcekleri yerler. 2-3 yaşlarında İlkbahar ve Sonbahar aylarında çiftleşir. Dişi alabalık yumurtalarını çakıl ve kum kaplı dipte, kuyruğuyla karıştırıp açtığı çukura yayar. Hemen yakınındaki erkekte cinsine göre, 45 günle 3 ay arasında açılacak olan yumurtayı döller. Tek bir dişi bir mevsimde 5000-6000 kadar yumurta yumurtlayabilir. Yumurtalardan çıkan alabalık yavrularının % 90'ı ilk üç ay içinde, daha büyük balıklara yem olurlar. Alabalık avında kullanılan en favori yem değişik renk ve şekillerde yapılan mepps'dir, daha sonra kaşık ve el yapımı böcekler ve canlı yemler gelir.

    Yurdumuzda yaşayan alabalık türleri içinde (Salmo trutta caspius (fario), dere alası; Salmo trutta macrostigma, dağ alası; Salmo trutta labrax, deniz alası; Oncorhynchus mykiss, Gökkuşağı alabalığı ve Salmo trutta abanticus, Abant alası) Abant alası endemik alttürdür. Abant alası Abant gölünde, Abant'a yakın göllerde, yedigöller ve civarındaki derelerde de bulunur. Deniz ve Gökkuşağı alası ülkemizde kültürü yapılan türlerdir.

    Abant Gölü yaklaşık 1320 m yükseklikte ve 125 ha alana sahip, derinliği 15-20 m arasında değişen, etrafı ormanla kaplı ve heyelan sonucu vadi çukurluğunun kapanması ile oluşmuş bir göldür.

    Gölde ilk bilimsel çalışma 1951 yılında İtalyan zoolog Enrico Tortonese tarafından yapılmıştır. Abant alasını da ilk defa Salmo trutta abanticus Tortonese, 1954 alt türü olarak tanımlayan da kendisidir. Tortonese, Türkiye'ye İstanbul Hidrobiyoloji Enstitüsü kurucularından Ord. Prof. Dr. Curt Kosswig tarafından Türk alabalıklarının çalışılması için davet edilmiştir. Tortonese, 1954 yılında yayımladığı bilimsel makalede Abant alasının morfolojik özelliklerini vererek, ana hatlarıyla şu şekilde tarif etmiştir:

    - Üst profilden burundan sırt yüzgecine kadar iyi bir ark oluşturmuş, küt görünüşlü,

    - Vücudun üst kısımları açık sarı veya kahve renkli, yan kısımları gümüşi,

    - Vücutda lekeler siyah noktalar halinde büyük ve belirgin, bazen ince beyaz bir çember ile çevrili ve yan çizgi boyunca dağılmış. Vücutta kırmızı lekeler bulunmaz.

    - Sırt yüzgeçte arka tarafa doğru değişken sayıda lekeli, yağ yüzgeçi koyu renkli sınırlı, karın yüzgeçleri sarı renkli sınırlı,

    - Yan çizgi üzerindeki pul sayısı 110.

    - Kör bağırsak (pilorik çekum) sayısı 38-40.

    - Sırt yüzgeçinde 4 adet diken, 9-10 adet yumuşak, anüs yüzgeçinde 3 adet diken ışın, 7-8 adet yumuşak ışın bulunur.

    - Boyları yaklaşık 20-30 cm.


    Abant alası, Dağ ve Gökkuşağı alasına benzerse de en önemli farkı vücudunda yer alan büyük siyah beneklerin olması ve kırmızı benek içermemesidir. Tortonese, yeni bir form olarak isimlendirmeyi yanıltıcı bulmuş fakat böyle dar bir alana sıkışmış küçük bir popülasyona sahip olan Abant alasının kendisine özgü bir morfolojisi olduğunu belirtmiş ve taksonomik tanımlamanın gerekli olduğunu iddia etmiştir. Yerel basında bir çok hikaye uydurulmuş ise de, Abant alası hakkında ilk yazılı bilimsel kaynak onun tarafından yapılmıştır.

    Günümüze kadar gelen süreç içinde göl etrafında yapılanma olmuş, göl kış turizmine açılmış, iki büyük otel inşa edilmiş ve zaman içinde su seviyesinde azalma gözlenmiştir. Ayrıca göl, yağışlar nedeni ile derelerden toprak dolgusu alarak, yer yer dolmuştur.

    Bugüne kadar özel olarak popülasyon çalışması yapılmayan gölde, son yıllarda yapılmış bazı ufak örnekleme çalışmaları ile rakamsal veriler elde edilmiştir. Bu verilere göre popülasyonda şu anki baskın türün kadife (Tinca tinca) olduğu belirtilmiştir (Beklioğlu, 2006). Yine Beklioğlu (2006) tarafından bildirilen raporda izotop analizleri sonucu küçük ve orta boy alabalıkların beslendiği besinlerle gölde baskın bulunan kadife balığının besinlerinin örtüştüğü, büyük alabalıkların da besin ağının en üstünde diğer balıklarla beslenen bir balık olduğu ortaya çıkmıştır. Abant gölünde bulunan kadife balıklarının göle bulaşma durumu ise açık değildir. Bu konuda çeşitli resmi kurumlar birbirlerini suçlasalar da, kaynak kesin değildir. Fakat Tortonese (1954) Abant gölünde 1951 yılında yaptığı örneklemede Tinca sp. ve Barbus sp. türlerine (sazangiller, cyprinid) rastlamıştır. Akşıray'ın 1956 yılında yaptığı ilk Abant alası üretim teşebbüsünde de Abant gölünde Barbus sp.'ye ve nadirende olsa Leuciscus sp. türlerine rastlandığını bildirmiştir (Akşıray, 1956). Bu verilere göre, kadife balıklarının da kökeni epey eskiye dayanmaktadır. Son yıllarda Abant gölü içinde yer alan alabalık popülasyonu artık karışmış durumdadır. İl Milli Parklar Müdürlüğü sportif balıkçılık amaçli alabalık popülasyonunu arttırmak için göle dışarıdan Dağ ve Gökkuşağı alası da aşılamaktadır. Dağ ve Gökkuşağı alabalığının dışarıdan eklenmesi ile, orijinal Abant alası etkinliğini kaybetmiştir. Abant alası avlanma sezonlarında yerel balıkçılar tarafından artık nadiren yakalanmaktadır. Yakalan alabalıkların bir çoğu morfolojik olarak melez formunda olduğu gözlemlenmektedir. Buda endemik olarak Abant gölünde bulunan Abant alasının zamanla yok olabileceğinin göstergesidir. Abant alasının popülasyonu hakkında köklü bir bilimsel çalışmanın yapılması şarttır.

    Aslına bakılacak olursa Abant alasını tehdit eden sadece dışarıdan eklenen alabalıklar veya sazangiller değil, gölü olumsuz etkileyen diğer dışsal faktörlerdir. Bunlar arasında, avlanma döneminde aşırı avlanması, kaçak avcılık, otellerin gölden sulama suyu çekmesi ve su seviyesinin azalarak gölün daralması, çevre köylerdeki ineklerin kıyı şeridinde otlatılması, yine köylülerin turistlere özgü faytonculuk ve atcılık hizmeti sonucu at dışkılarının bilinçsizce göle karışması ve böylece gölü azot ve fosforca zenginleştirerek bitkilendirmeyi attırması sayılabilir. Bitkisel alan arttıkça, sazangiller kendilerine daha çok beslenme ve üreme alanı bularak popülasyonda baskın hale gelmektedirler. Öncelikle disiplinli bir yönetim politikası ile bu dış etmenlerin bertaraf edilerek gölü kendi haline bırakılması, ardından artan sazangil popülasyonunun düzenli ve bilinçli bir şekilde azaltılması şu anki tehlikede olan alabalık popülasyonunun arttırılması için tek çözümdür. Ortamın azot ve fosfor girdisinin kontrol edilerek azaltılması ile bitki yoğunluğu azalacak, popülasyonu azaltılmış olarak gölde bırakılan sazangiller de besin zincirinin en tepesinde bulunan alabalık tarafından kontrol edileceklerdir. Son olarak şu günlerde Milli Parklar Dairesi Abant gölü çevresine farklı bir yapılandırma kazandırmaya çalışmakta, kaldırım döşeyip yürüme yolları ve özel bir araç temin ederek insanları göl etrafında gezdirmeyi planlamaktadır. Fakat bu uygulama da yanlış planlanmış olup Abant Tabiat Parkı kavramını zaman içinde doğallığını kaybettirecektir. Bu tür uygulamalardan vaz geçilerek göl ve çevresi kendi doğallığı ile kalmalıdır.


    Kaynaklar:
    Tortonese, E., 1954. The trouts of Asiatic Turkey. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Hidrobioloji Enstitüsü Dergisi, Seri B-2: 1-26.

    Akşıray, F. 1959. Abant Gölünde Suni llkah yolu ile ilk Alabalık Uretilmesi Hakkinda. İstanbul Üniversitesi Fen Fakültesi Hidrobioloji Enstitüsü Dergisi, Seri A-5: 115-124.

    Beklioğlu, M. 2006. Abant Gölü Balık Toplulukları ve Genel Yapı Üzerine Değerlendirme. Bolu Doğa Koruma Milli Parklar Av ve Yaban Hayatı Koruma Şubesi Raporu.

    Tüm hakları saklıdır. Bu doküman, eser sahibinin yazılı izni olmaksızın hiçbir maksatla kullanılamaz ve çoğaltılamaz.

    Kaynak: Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

    NOT:
    Yukarıda yer alan makale araştırmayı yapan sayın Doç. Dr. Hakan TÜRKER'den yazılı izin alınarak yayınlanmıştır.

    Sayın Doç. Dr. Hakan TÜRKER'e teşekkür ediyorum.

    Mehmet ERGÜL
    Administrator
    Mehmet ERGÜL
    Sakarya - 1976
    Balık Tutkunları Derneği
    Yönetim Kurulu Başkanı


    Sadece Üyeler Linkleri Görebilir...

    Herkesin kalbimde yeri var..!
    Kiminin altı çizili, kiminin üstü.. !

    !!! UNUTMAYIN !!!
    Birileri arkanızdan konuşuyorsa, onlardan öndesiniz demektir...



  2. #2
    ANKARALI06 - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    ANKARALI06 isimli Üye şimdilik offline konumundadır Co-Admin
    Üyelik Tarihi
    14 Mart 2011
    Mesajlar
    706
    Teşekkür
    46
    58 Mesajına 73 Teşekkür Edildi

    Standart Cevap: Abant Gölü'nün Gözdesi Abant Alası Tehlike Altında

    Çok güzel ve doğa harikası bir balık umarım bu balığın neslinin tükendiği haberlerini almadan yetkililerce tüm önlemleri alınır.

    Resulullah (sav) buyurdular ki: "Allah, insanlara merhamet etmeyene rahmette bulunmaz."

 

 

Konu Bilgisi

Users Browsing this Thread

Şu anda 1 üyemiz bu konuya göz atıyor. (0 kayıtlı üye ve 1 misafir.)

Benzer Konular

  1. Her şey Abant İçin MİŞ
    Konuyu Açan: Tarık Ersal, Forum: Medya Haberleri.
    Cevaplar: 10
    Son Mesaj : 10 Temmuz 2011, 21:05
  2. Göl Alası (Salmo trutta lacustris)
    Konuyu Açan: Mehmet ERGÜL, Forum: Tatlı Su Balıkları.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 08 Mayıs 2011, 13:12
  3. Dağ Alası (Salmo trutta macrostigma)
    Konuyu Açan: Mehmet ERGÜL, Forum: Tatlı Su Balıkları.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 23 Nisan 2011, 10:23
  4. DENİZ ALASI ( Salmon trutta labrax )
    Konuyu Açan: ANKARALI06, Forum: Deniz Balıkları.
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj : 16 Mart 2011, 20:38

Bu Konuyu Okuyan Üyeler : 3

Konuyu okuyan üyeleri görmek için üye olmanız gerekmektedir.

Bu Konu İçin Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu açma yetkiniz yok.
  • Cevap yazma yetkiniz yok.
  • Eklenti yükleme yetkiniz yok.
  • Mesajınızı değiştirme yetkiniz yok.
Bu sayfa 0.1284 saniyede 20 sorgu ile oluşturuldu.
1 2 3 4 5 6 7 8 9 10 11 12 13 14 15 16 17 18 19 20 21 22 23 24 25 26 27 28 29 30 31 32 33 34 35 36 37 38 39 40 41 42 43 44 45 46 47 48 49 50 51 52 53 54 55 56 57 58 59 60 61 62 63 64 65 66 67 68 69 70 71 72 73 74 75 76 77 78 79 80 81 82 83 84 85 86 87 88 89 90 91 92 93 94 95 96 97 98 99 100 101 102 103 104 105 106 107 108 109 110 111 112 113 114 115 116 117 118 119 120 121 122 123 124 125 126 127 128 129 130 131 132 133 134 135 136 137 138 139 140 141 142 143 144 145 146 147 148 149 150 151 152 153 154 155 156 157 158 159 160 161 162 163 164 165 166 167 168 169 170 171 172 173 174 175 176 177 178 179 180 181 182 183 184 185 186 187